MİSYON

 Savaş ve savunma sanatları

Savaş, savunma ve mücadele... İnsanoğlunun varoluşundan beri içinde olduğu ve sürekli olarak geliştirdiği kavramlar. Ancak bu kavramlar, sadece fiziksel bir çatışma değil, aynı zamanda bir ruh halinin, bir felsefenin ve bir yaşam biçiminin yansımasıdır.

Savaş Sanatları insanlık tarihinde   binlerce yıldır en sistematik bireysel ve organize gelişim metodu olarak kullanılmaktadır. Dünya’da ilk ordu düzenini kuran Türk milletinin Anadolu’ya kesin olarak yerleşmeden önce  dünyanın her coğrafyasında  derin izler bırakmış özellikle   Kore’den başlayıp Macaristan’a kadar uzanan Asya ve Avrupa kıtalarında var olmak için savaşarak olağanüstü mücadeleler yapmıştır. Bu mücadelelerin içerisinde tarihten günümüze kadar gelen  silahlı ve silahsız savaş sanatlarını başarılı bir şekilde uygulamış , geliştirmiştir savaş sanatları tarihine yön ve ilham vermiştir.

Atlı veya yaya olarak icra edilen bu mücadeleler de  geliştirilen savaş teknik ve taktikleri  silahlı ve silahsız olarak askeri  disiplin içerisinde sistemleştirilerek nesilden nesile aktarılmış ve böylelikle şanlı Türk tarihi Her Türk asker doğar şiarı ile bütünleşerek günümüze kadar  bir gelenek halinde uygulanmıştır.

Ancak Askeri alanda kullanılan bu savaş ve mücadele sanatları teknik ve sistemlerinin çok önemli bölümünün tarihsel bilgileri sağlıklı bir şekilde günümüze aktarılamamıştır.

Dövüş, savunma, savaş, mücadele sanatları gibi farklı isimlerle tanımlanan yakın temas spor branşları genel olarak Uzakdoğu sporları ve Martial Arts olarak bilinir ve adlandırılır. Bu konuda  otorite olmuş kurum ve kuruluşların ortak görüşü dünyada ilk sistemleşip disipline olan ve diğer ülke stil ile branşlarına etki edebilen yegâne sanatın bugünkü  bilinen adı ile Çin Kung-fu ’su olduğudur.   

Çin Kung-fu ’su ve Türkler

Çin devleti  tarih boyunca bilinçli bir proje kapsamında Uzakdoğu sporları olarak bilinen ve savaş sanatları olarak da tanımlanan   spor sistemlerini  Kung-fu ismi ile kendisine tescil ederek Çinin milli sporu olarak kabul etmiş ve dünyadaki diğer tüm savaş sanatları sistemlerine öncülük yaptığı iddiasını  Çinin uluslararası bir devlet  politikası olarak uygulamıştır. 

Çinin bu şovenist siyasetinin ardında  Türk’leri Çin tarihinde olabildiğince soyutlamak projesi olsada,  tarihsel gerçekler bunun aksini göstermekte ve kanıtlamaktadır. Türklerin Çin coğrafyasında tarih boyu birçok medeniyetler kurarak üstün savaş yetenekleri sayesinde ele geçirdikleri Çin topraklarında uzun süreli hakimiyetler sağlamış sayısız devletler ve medeniyetler kurmuşlardır. Çinlilerin Türk akınlarını durdurmak için Çin seddini yapmaları Dünya tarihine geçmiş en önemli olaylardan birisidir.

Türklerin Bozkır kültürünün vazgeçilmez bir parçası olarak uyguladıkları  savaşa hazırlık Talimlerinden ve egzersizler ile  bu faaliyetler sonucu Ortaya çıkan spor oyun yarışma ve branşlarının birçoğu bugün olimpiyatlarda yarışan birçok branşlar dahil günümüzde çok sayıda modern spor sistemine öncülük yapmaktadır.

Türklerin savaşçı kimliklerinin oluşması at üzerinde ve yerde düşmanları ile silahlı ve silahsız yaptıkları savaş sanatı teknikleri iledir. İşte bu gerçekler ışığında dünyanın ilk disipline edilmiş Uzakdoğu spor branşı Kung-fu Türklerin etkisi ve yönlendirmesi ile kurulmuş ve gelişmiştir.

Kung-fu’nun ve Uzakdoğu spor branşlarının ata yurdu olarak kabul edilen Shaolin manastırının kökleri Tapgaç Türklerine dayanan Kuzey Wei hanedanlığı tarafından Batuo isminde Türk Budist rahip için kurulduğu gerçeği tarihi belgelerle karşımızda iken Uzakdoğu spor sistemlerini Türklerden ayrı düşünmek ve bu sistemlerin Ata sporlarımız arasında olduğunu kabul etmemek imkansızdır. 

Ayhan Kısrure

Sanguchi kurucusu Ayhan Kısrure, Türk tarihinde mücadele sanatları, Çin ve Türk  tarihi, Kung-fu tarihinde Türk etkisi, Budizm Zen ve Kung-fu ilişkisi gibi konularda tarihsel belge ve kaynak niteliğinde olacak olan bir kitap çalışması yapmaktadır. Kaynak bir eser olması planlanan ve yakın zamanda yayımlanacak bu kitap ile yukarıda özetlemeye çalıştığımız  tüm iddialar belgelenecektir.

Aynı zamanda Aktüelweptv ve  şahsi YouTube kanalında “Uzakdoğu spor tarihinde Türkler” isimli video serisinde detayları bulabilirsiniz.

Bu gerçekler ışığında her Türk asker doğar şiarının modern zamanda kaybolmaması,  dijitalleşen dünyada sedanter yaşama daha çok uyum sağlayan bireyin körelmemesi için ömrünü savaş sanatlarına adamış olan Ayhan Kısrure, ülkemizde bu ihtiyacı karşılayacak olan özgün bir sistem geliştirmek için 1991 yılında çalışmalara başlamış Türk tarihini referans alarak  Sanguchi sistemini kurmuştur. Türk savaş sanatı Sanguchi aynı zamanda Uzakdoğu sporlarını bizzat yapan veya merak edip araştıranlar için savaş sanatları tarihinin kökenlerindeki Türk varlığını kanıtlaması ve gençlerimizin bu bilinçle yetişmesi adına çok önemli bir misyonu da üslenmek için yola çıkmıştır.

Ayhan Kısrure Çok uzun yıllar birçok farklı savaş sanatlarını çalışmış ve tecrübe etmiş olmanın katkısının yanı sıra yeni ve modern  savaş sanatı  sistemlerinin ve   tekniklerinin  gereksinimleri ile birlikte bilimsel koşulların etkisiyle mümkün olduğu kadar yalın, pratik ve çok maçlı olduğu gibi  öğrencinin kendini ve çalıştığı sistem Sanguchi’yi sürekli geliştirebileceği bir savaş sanatı sisteminin temellerini öğrencilerinden oluşan savaş sanatı ekibi ile birlikte  atmıştır.

 

VİZYON

Gelecek nesillere özgün ve yetkin bir Savaş Sanatını miras bırakabilmek için doğru bir sistem ve organizasyon kurma gereği kaçınılmazdır. Bu sistem ve organizasyonun ilk aşaması dernek olup bu faaliyetler daha sonra Vakıf ve Federasyon çalışmalarıyla devam edecektir. Bu kurumsallaşma çalışmaları sonucunda  Sanguchi savaş sanatı  icra edilerek yeni nesillerin yetiştirilmesi sağlanacaktır.

Sanguchi'nin kimliği, Türk milletinin tarihindeki savaş geleneğinden ve kültüründen beslenir. Bozkırın sert yaşam koşulları ve sürekli savaş hali, Türkleri savaşta ustalaşmış bir millet haline getirmiştir. Sanguchi, bu köklü geçmişiyle gurur duyar ve geleceğe taşır. Türk ve Uzakdoğu kültürlerinin buluştuğu noktada kendi özgün kimliğini korur ve sürekli geleceğe yönelik planlar yapmayı hedefler.

Sanguchi, sadece bir savaş sanatı değil, aynı zamanda bir yaşam tarzıdır. Bedenin, ruhun ve zihnin bir bütün olarak eğitilmesini savunur.

Sanguchi, doğanın ve zihnin kanunuyla uyum içinde olan, doğaçlama yeteneğini ve içsel gücü geliştiren bir sanattır. Türk milletinin savaş geleneğinden ve Uzakdoğu'nun dövüş sanatlarından ilham alarak doğmuş, bugüne kadar geleneksel ve modern unsurları harmanlayarak kendine özgü bir kimlik kazanmıştır. Savaşın ve mücadelenin insan doğasının bir parçası olduğunu kabul eden herkes için, Sanguchi bir yol, bir rehber kendini geliştirme ve bir yaşam felsefesidir.

Tüm bu bilim ve felsefe mantığı ile  yapılanmış Sanguchi Savaş Sanatı ve doktrinini öğretmek, sistemin meziyetlerine uygun öğrenciler yetiştirmek ve küresel arenada Türk Savaş Sanatlarını temsilen müsabakalara katılmak, bu vesileyle Türk kültürünün, tarihi değerlerinin yaşanması, yaşatılması ve tüm dünyaya tanıtılmasına katkıda bulunulması hedeflenmektedir.