Mücadele Sporlarında ´Kemer´ ne anlam ifade eder?

Mücadele sporları branşları  kendi içerisinde yine kendilerine özgün disiplinlinle re ayrılırlar. Her branşın selamlama şeklinden tutun antrenman metoduna kadar farklılıklar arz eder. Sistemler klasik bilinen tekme veya yumrukları dahi farklı teknik çalışmaları ile yine farklı şekillerde kullanırlar.     

 

Ancak her sistemde kuşak sıralaması veya rütbelemesi ya da kısaca felsefesi birbirine oldukça yakındır. Kemer seviyelerini kısaca tarif edersek beyaz kemeri saflık ve temizlik olarak kabul etmeliyiz. Kemer rengi koyulaştıkça ustalığa giden bir yol tarif edilir ve en üst seviye Gelişmişlik derecesi olarak siyah kuşak kabul edilir. Yine Kemer rengine göre bir kişinin kaç yıl yaptığı branş ile uğraştığı ve ne kadar pratik yaptığı ortaya çıkmış olur.     

 

Sistemlere göre sıralamaları değişen renkler le temsil edilen rütbe seviyesi olan kuşakların önemli bir tarihçesi de vardır. Sistemler ortaya çıkmadan önceleri farklı kültürlerde kuşaklar farklı anlamlar yüklenerek kullanılmıştır. Ancak en önemli ortak özellik kuşak renklerinin belirli bir sınıflamayı belirlediğidir. Örnek olarak Mısırda sosyal sınıflar genelde taktıkları kuşaklarla ( bellerine doladıkları kuşağın renk ve biçimi) ile kendilerini diğerlerinden ayırmışlar yine Budist rahipler kuşak renkleri ile rütbelerini belirlemişlerdir.  Dövüş sanatları sistemleşmeye başladığında yine o sistem içerisinde sınıflandırmayı belirlemek amacı ile farklı renklerde kuşak yada kemer kullanmaya başlamışlarıdır. İlk spora başlayan kimse beyaz kemer takar ve bu gelişerek devam eder. Her sporcunun amacı bir üst kemere çıkmaktır. Kemer takmak sporcular için bağlı bulundukları sistemin kıyafetlik yönetmeliğinde de sabittir. Yine resmi olarak uygulanan branşlarda Müsabakaya bir etkisi olmamasına rağmen kemer takılmadan çıkılamaz.   

 

Birçok sistemde ortak olarak kullanılan kuşak renkleri ve manaları hakkında ülkemizin mücadele sporları ile ilgili yazılı basındaki tek kalemi olan duayen yazar Sn. Muzaffer Ilıcak’ın bir yazısından bölüm sunmak istiyorum size.     “Beyaz Kuşak, doğumu, hiçlik içerisinde yeryüzüne gelişi, kâinatın dünya yaratılmadan önceki halini anlatır. Bilgisizlik seviyesindeki öğrenci, çok uzun bir yolun henüz ilk adımında ve üzerine yazı yazılmamış bir sayfa gibi tertemiz, dupdurudur. Ardından ‘Sarı Kuşak’ gelir. Beyaz Kuşak, dünyanın yaratılmasından önce kâinattaki boşluk ise, Sarı Kuşak da, ateş top halindeki yerkürenin belirli bir çekim alanının cazibesine kapılarak akkor haline dönüp durmasıdır. Turuncu Kuşak ‘la birlikte. Yeşil Kuşak ise ateşin soğuması, dünyanın yörüngesindeki dönüşünün dengeye girmesi neticesinde, yerkürenin yeşererek bağrında bitkilere yer açmasıdır.     

 

Mavi Kuşak, bitkinin serpilmesi ve meyve vermesidir. Kırmızı Kuşak veya Kahverengi Kuşak, meyvenin dalında olgunlaşması, ağacın köklerini derine salarak kıvamına erdiğinin göstergesidir. ‘Kara Kuşak ‘ başlangıcın bitişi, bitişin yeniden canlanması. Sonsuzluk.... Sonsuzluk, yani bütün çabaların nihayete ermesi... ‘Kara kuşak ‘ Sonun yeniden başlangıcıdır, olgunlaşmadır ‘topraktır’. Toprak tohumların düştüğü yerdir. Bağrına düşen tohumları çoğaltır yeşertir . Filizlendirir olgunlaştırır hayata hazırlar. Çoğaltır büyütür. Sonrası başa dönüş yeniden başlamak.     

 

Beyaz Kuşak yeniden doğuş başlangıca dönüştür evrimin tamamlanmasıdır.’Hiçlikle başlayan çabaların, yine hiçlikle son bulması.’Her şeyi öğrendim, işin sonuna vardım zanneden sporcunun, aslında her şeyin başında olduğunu anlamasıdır. ‘Kara Kuşak ‘ Bu kuşağa kadar, alfabeyi söktüğünü, bundan sonra okuma yazma öğreneceği ve önünde daha çok uzun yollar bulunduğunu idrak etmesidir.”     Her sporcuya belinde taktığı kuşağın hakkını vermesini diliyorum. Ancak kuşağın belde değil gerçek anlamda kafada (beyinde) olduğu gerçeğini de anımsatmak istiyorum.    

 

HER ŞEY TÜRK DO SPORLARI İÇİN